KÜÇÜK BİR KENTİN BÜYÜK DÜŞÜ
”MENEMEN BELEDİYE TİYATROSU”
Bir kentte soluk almanın farklı yolları vardır her insan için;işte onlar için TİYATRO…Küçük bir kentte kocaman bir dünyaları var, adına kısaca MEBET dedikleri…MEBET yani Menemen Belediye Tiyatrosu 1999 yılında Menemen Belediye başkanı Tahir ŞAHİN’in sanata olan katkıları sonunda bir üniversite öğrencisi olan Metin GÜLER yönetiminde başlamış çalışmalarına,tiyatro salonu olmayan bir kentte…Zor olacağını,yokuş çıkan bir patikaya yürüdüklerini bildiklerinden olsa gerek, ilk oyunlarının adı yıllardır hala başlarının tacı gibi taşıdıkları bir şiar olmuş onlar için ”İNADINA TİYATRO”…Ve birbirini takip etmiş oyunlar. Alfabe dizgisi kıvamında ve yıllar sonra inanılmayacak kadar yoğun anılar, öğreniler, değişimle yaşayarak; onurluca,mutluca… Bir “KAMYON” yükü ağırlığında “KADINLAR ERKEKLER” taşımış MEBET 2001 yılına kadar. ”AYININ FENDİ AVCIYI YENDİ “ ve ” BEN DELİYİM” gülüşlü…ve asıl maraton üniversite öğrencisi okulunu bitirince başlıyor…”ŞEYTANCA BİR OYUN”, ”SÖĞÜTLÜ KÖYÜN ÖĞRETMENİ”, “HANGİSİ KARISI”, ”OCAK” ,”DUVAR”, ”KADINCIKLAR” derken artık yıl 2002 olmuştur ve MEBET 3.yaşına giriyordur sahnesiz bir kentte ,geride bir çok oyun bırakarak…Her ay yeni bir oyun gibi şimdiye kadar başarılmamış bir zorluğun altına çoktan girilmiştir bile tiyatro sevdasına kapılmışken...bundan olsa gerek” BURASI ŞEY”, ”GÜLE GÜLE AĞLAMAK”, ”PIRLATAN BAL”, ”NAZIM 100 YAŞINDA”, ”SINIR”, ”KUVAY-I MİLLİYE DESTANI”, ”BİZ ADAM OLMAYIZ”, ”SEVGİLİ DOKTOR”, bu yıla sığdırılmış oyunlardan bazıları sadece… bir oyunun bitimi diğer oyunun başlangıcı olmuştur MEBET için.Turne yolarında çalışılmış kimi oyunlar, kimileri araya sıkışabilmiş piknik dinlencelerinde… Bazen keşke daha çok mu çalışsaydık dedikleri oyunlar çıksa da genelde yetim bırakılmamış oyunlar;dekordan,ışıktan,oyunculuktan,kostümlerden,rejiden ve seyirciden…Seyirci içinde artık vazgeçilmez olmuştur MEBET,kardan kapanan yollara rağmen dolu geçen oyunların resimlerinde yerlerini alan dost gülüşleriyle…”SESSİZ ÇIĞLIK”, ”ÖDENMEYECEK ÖDEMİYORUZ”, ”ÇIKMAZ SOKAK”, ”KİTAP DOSTLARI”, ”TAZİYE”, ”BİR ANARŞİSTİN KAZA SONUCU ÖLÜMÜ”, ”AKREP” gibi oyunlarla dolu dolu geçer 2003...Geride onlarca şehir içi-dışı turne ve sosyal etkinlik bırakarak…Tiyatro değişimdir,dönüşümdür,paylaşmaktır ilkesiyle yapılan etkinliklerin bu kentin sosyal yaşamına olan katkısı tartışılmaz büyüktü onlar için.. Çünkü tiyatroya gülüşleriyle,yaratılarıyla,sosyal yönleriyle hayat katanlar bu kentin sokaklarına akacaklardı ve oralara taşıyacaklardı bir yunan trajedisinin insan kokan derinliğini…”KIZIL ÖTESİ AYDINLIK” geçer 2004;Metin hocanın askerlik görevi nedeniyle..Özlemekle geçen günlerin kavuşganlığında bir OTOGARGARA da başlar 2005 ve bir “AŞK GREVİ”yle biter;yokuş çıkan patika yolcusunun 6.yılki heyecan ve ürkekliğiyle… ”KADINLIK BİZDE KALSIN”, ”İKİNCİ BAHAR”, ”KADINCIKLAR” (yaşanmaya doyulamamış bütün güzellikler adına ikinci kez oynanır 4 yıl sonra..)”ŞEYTAN” oyunlarıyla kapanır 2006 sezonu;türkülerle süslenen turnelerin uzadığı kentler çoğalarak..”GÖZLERİMİ KAPATIRIM VAZİFEMİ YAPARIM “ anlayışından uzak oynanan ve seyirci rekoru kıran oyun, inşaatı biten sahneyi görme mutluluğuyla birleşince MEBET’te bir bayram sevincidir başlar…Git gel Menemen belediyesi kültür merkezi yollarında..Geriye bir şeker toplamak kalmıştır, bir o yürekli başkanlarına Tahir ŞAHİN’e teşekkür etmek, bir de o kulisten başlayan dünyalarında ilk oyunlarını sergilemek..Kendilerinin oturmaya kıyamadıkları koltukları artık seyirci doldurmaya başlamıştır kendileri için...ve ışık…ve yılların özlemiyle,sandalye sesli düğün salonlarının öğretileriyle birikmiş o an…oyun. ”SENİN ANNEN BİR MELEKTİ YAVRUM”.ardından “DOKUZ CANLI”… Artık her şey yerine yakışır bir tablo gibiydi ve o tabloya yakışmalıydı bütün resimler,manzaralar…Ki bugüne kadarki bütün manzaralar güzeldi ve gerçekti;sevgi gibi,düş gibi…Ama bir düş daha gerçekleşmeliydi…Zordu ama beklenendi..tam üç ay çalışıldı, yorulmak bilmeden..tam 42 kişinin yüreğiyle söylendi o ezgi…”ÇATLAKLAR OTELİ”…bir ezgi gibiydi ve günlerce dolup boşalan 420 kişilik bir salonda hep birlikte söylendi kahkahalarla..Başkaları da duysun diye başladı bir yolculuk; MANİSA,UŞAK,AFYON,BURSA üzerinden Türkiye’min tiyatro salonlarına…Artık o küçük kent bir anda koca bir şehir olmuştu onlar için,çünkü o ana kadar görmedikleri insanlar vardı koltuklarda,fuayelerde,sokaklarda onları tebrik ederken…”ADA” yı oynarken bile ortasındaydılar o koca şehrin…Koca bir şehre oynadılar “KOMŞU KÖYÜN DELİSİ “ni; kahkaha seslerine alışmış duvarlara çizerek gülüşlerini…Yıllanmış olsun diye gülüşlerindeki çizgiler tarihe tiyatronun köyü olarak not düşen bir suretin içindeydiler artık; ERKAN YÜCEL TİYATRO ÖDÜLLERİ EN İYİ OYUN ÖDÜLÜ’nü başlarına taç ettikleri yerde yani BADEMLER KÖY TİYATROSU’nda…Artık her şey ”BİR OTOYOL HİKAYESİ” kıvamında ,hüznünde,kavuşganlığındaydı;daha zor,daha kolay,daha güzel ve daha anlamlı…Bundan olsa gerekti amatör tiyatroların başkenti DENİZLİ’ye,1.Balıklıova Tiyatro Şenliği’ne, 3.Şakran Deniz ve Zeytin Festivali’ne, 2.Türkiye Tiyatrolar Buluşması’na, Menemen Belediyesi Çadır Kampı’na aynı günlerde konuk olma onurunu yaşamaları ”ORTAYA BİR KARIŞIK” halde…Bu karışık sevinçleri konuk etmek gerekti elbet “ÇATLAKLAR OTELİ_2” de…Kütahya’dan,Salihli’ye varan kent turnelerinde.Yollar uzadıkça inançları ilk günden daha da yoğunlaşıyor ve kabuğuna sığmıyordu; tıpkı “DUVARLARIN ÖTESİ” n de inadına büyüyen bir sümbül gibi çevresine güzel kokulu umutlar bırakarak…”YUMURTASIZ MENEMEN” yemekten bıkmadan yollar arşınlanmaya devam eder destansı sevinçler yumağında; Datça’dan, Burhaniye’ye…Artık bu başarıyı yüreğin gömecine katıp Ata’ya gitmek lazımdı dercesine oynandı ”ATATÜRK DESTANI”, destanlar yaratılan Çanakkale’ye kadar gidilerek…MEBET bir ışık misali aydınlatıyordu karanlıkta kalan her şeyi,sevgiyi anlatan her deminde.Ve artık bu ışık kaynağını başka kentlerin yürekli insanlarını konuk ederek daha yoğun paylaşmalıydı bu yürekli kentte;şölenler düğünler içerisinde.İşte bu yazgının kaderiydi; 1.İNADINA TİYATRO FESTİVALİ…Sokaklar,balkonlar bağırıyordu artık “İnadına Tiyatro” diye.Onlar da bu coşkunun kanatlanan martıları olmuşlardı artık çığlık çığlığa kanat çarpan sesleriyle….Başarı artık tesadüf değil zorunluluktu sanki “KEŞANLI ALİ DESTANI” ile İstanbul yollarında mırıldanan türkülerin gömecindeyken fark edilen…Bir rüya daha gerçek oluyordu şık bir otobüsün mütevazi konuklarının yüreğinde; İstanbul, Bergama, Bodrum yollarında…Festivallerin ortaklaşan sevinçleri alıyordu artık yorgunluklarını ve onlar yorulmak bilmeden koşuyorlardı 1.Ayvalık Tiyatro Festivalinden,26.Denizli Uluslar arası Tiyatro festivaline; Çeşme Tiyatro Festivalinden, Karşıyaka Tiyatro Festivaline “AKINTIYA KARŞI” yol almak yakışırdı onlara “YOL GEÇEN HANI” na dönmüş hayatın temiz kalan çarkları arasında…Zaman da fark etmiş olmalıydı ki onları,ulusal bir başarının sevinciyle çıktılar İstanbul Caddebostan Kültür merkezinden; kucaklarında X.Lions işlemeli bir ödülle…Başarı denen oyunun ilk perdesindeki son replikleri gibiydi KIBRIS turnesi ve 15.Uluslararası Ankara Tiyatro festivali…Ha 2.perdemi ne oldu? O çoktan başladı bile dimdik söylenen bir şarkıyla; yaşasın 2.İNADINA TİYATRO FESTİVALİ…
Ve MEBET çıtasının o bilge insanın kalemiyle buluştuğu andaydı ;Karşıyaka’da başlayıp Dikili’de başarının yüzü olan, Çiğli’ de başlayan coşkuyu Balıkesir’de alkış yağmuruna çeviren,Milas’ta tam bir şölene dönüşüp Fethiye’de sanatta ki zaferin adı olan “AZİZNAME” ile...XI.Direkler Arası Seyircileri Tiyatro Ödülünü MEBET ’in çeyiz sandığına getiren edasıyla 55.sıradaki yerine onurluca kurulmuştu Azizname; Aziz Nesin ustaya saygıyla…Bahar coşku, bahar daha da üretmek gibiydi onlar için. Bundan olsa gerek iki aya sığdırılan İstanbul_Çatalca 2.Uluslararası Çocuk Festivali,1.Urla Toprak Sahne Tiyatro Festivali,6.Köy Şenliği ve İnadına Menemen Belediyesi 3.İNADINA TİYATRO FESTİVALİ…Durmak, yorulmak ,üretmemek onlar için zor olan olmalıydı ki ardı ardına gidildi Mordoğan Sokakta Tiyatro Festivali’ne, 5.Türkiye Tiyatrolar Buluşması’na, 6.Altınova Altın Kumsal Festivali’ne,2.Çeşme Tiyatro Festivali’ne, 2.Karşıyaka Güz Tiyatro Günleri’ne ve 16.Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’ne…Kendini yenilemeyen eskinin gömecinde kaybolur öngörüsüyle kuruldu MEBET Çocuk Sahnesi; ”BARIŞ CUMHURİYETİ” nin özgür ruhunda ““KAHRAMANLAR” gibi. İnsanı insana anlatan bu sanatın içinde geçen 12 yılın ardından zamanı gelmişti artık “AMCA SİZE İNSAN DİYEBİLİR MİYİM? “ li soruları cevaplamanın; Çanakkale’ye giden yollarda…üçük dünyalarında kendi yaratılarıyla mutlu olmaya çalışan MEBET, şimdiden kolları sıvamaya başlamış bile 12 yıla sığdırılan 58 oyuna bir yaşam daha eklemeye; 13.yaşın başında…eh ne diyelim; yolumuz açık olsun çocuklar… yokuş çıkan o patikada söylediğiniz şarkıya yazacak tek başlık var: KÜÇÜK BİR KENTİN BÜYÜK DÜŞÜ…Düşünüze ve yüreğinize, sağlık çocuklar….başkanım… eksilmeyin…
Metin gÜLER
MEBET Sanat Yönetmeni